ON EKİM

8/10/2009

Rüya gibi bir sabah başlayacak cumartesi günü. Güneş benim için doğacak. Harikulade palnlanmış bir gün bekleyecek beni ve tüm hücrelerime işlemişi... Rumelihisarında Kale diye çok hoş bir mekan vardır. Ahşap iki katlı... Kahvaltıları da bırakın yemeye, bakmaya doyamayacağınız cinsten.

Sabahın ilk saatleri güneşle yarışa girişeceğim parıltı mevzusunda, benim galip geleceğim şüphesiz; çünkü bütün hazırlıkları tamamladım:) Kale'de kahvaltının ardından, Kuruçeşme Aşşkkahve'de kahvelerimizi yudumlayacağız. Aşka geleceğiz (sloganı gibi). Oradan ver elini Taksim gezisi ve Cihangir'e iniş. Aşkam yemeği birer kadeh şarap eşliğinde Olivie'de yenecek. Mum ışığı ve ahşabın sıcaklığı seçilmiş her mekanımızda bizimle olacak.

Tatlılar için tabii ki canım arkadşımın mekanı Kaave'ye gidilecek . Akşamın son mekanı ise hala belirsiz. Fransız sokağı sanırım en uygun yer ya da bir değişiklik yapıp Galata Kulesi'nde de bitirilebilir bu mucizevi akşam...

Eh artık saat sayma vakti...Son 30 saat:)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır
« Önceki - Sonraki »

Yoldayım; her an biraz daha yaklaşmaktayım yazının ışıltılı kapısına...

Kuracağım cümlelerim var. Anlatacağım masallar... Okuyacak zamanınız varsa eğer... Beklerim; ben buradayım. Bir masal kahramanıydı satırlara aksettirdiğim... Film karelerinde rastladığım iyi adamlardı düşlediklerim... Bir dost sesi uyandırırcasına beni pembe düşlerimden "Filmlerdeki aşklar ancak beyaz camda." demişti. Nasıl da doğru söylemişti...

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

* Designed by In Obscuro